Monday, June 18, 2007

brrr...

Ü..üşüyorum.. Çok üşüyorum... Allah merkezi havalandırma sisteminin belasını versin..

Wednesday, June 6, 2007

staj günlüğü 2

Bugünüm fena geçmedi. Henüz benim için ayrılan bölmeme geçmedim; çünkü bilgisayar kuracaklardı benim için,kurmamışlardı. Bu benim için daha iyi oldu çünkü yalnız olmaktansa öbür 5 kişiyle birlikte aynı odada olmak çok daha eğlenceliydi. Sabah 8 buçukta işbaşı yapılıyor, eh haliyle biz de o saatten, saat 10'daki poğaça-çay servisine kadar zamanımızı biliyormusun.net adlı bilgi yarışması sitesiyle geçiriyoruz. Saatin 10 olmasıyla birlikte(hatta 10'a 10 kala),hareket edecek olmanın heyecanıyla içimiz kıpır kıpır, kafeteryaya gidiyoruz. 10 buçuğa kadar orada geçirilen doyma ve ısınma (odamızın çok soğuk olduğunu daha önce de belirtmiştim)odaklı zamandan sonra odamıza dönüyoruz. Bir yarım saat, bir saat bilgisayar veya kitaplar başında geçirilen zamandan sonra (kimi de uyumaya çalışıyor, aman çok tehlikeli!) en geç 11 buçuk gibi Mikes tesislerinin çay bahçesi veya tatil köyünü andıran kocaman çim alanlı,şemsiyeli, banklı, piknik masalı bahçesine çıkılıyor ve masalardan birine kurularak pis 7'li olsun, batak olsun, blöf olsun, çeşitli iskambil oyunu aktiviteleriyle öğlen arası olan saat 12 buçuğa kadar zaman geçiriliyor. Saat 12 buçukta yemek servisi var. 1 buçuğa kadar oyalandıktan sonra odamıza geri dönüp 3 buçuğa kadar kitap okuyoruz. Neyse ki saat 3'te yine çay servisi var. Zaten orada çay servisi için yaşıyoruz sadece! Tek beklediğimiz zamanlar o ufak molalar. 3 buçuktan 5 buçuğa kadar ise allah kerim! Bilgisayarda geçirilen boş vakitler olsun, etrafta boş boş dolanmak veya ısınmak için tuvalete uğramak olsun, zaman geçirmek için elimizden geleni ardımıza koymuyoruz.. Sanırım yarın Jenga veya Tabu götürücem... Mmmm Tabuuuu...

Tuesday, June 5, 2007

staj günleri...

Mikes A.S. 'de cok atraksiyonlu gunler beklemiyordum; ama 6 kisinin 3 bilgisayarli buzz gibi bir odaya tikilicagindan haberim yoktu!! Henuz bana bir is vermediler, oburlerine projeler verildi. Bugun butun gun kitap okudum, bu gidisle yarin falan biter Umberto Eco'nun Baudolino'su. Bilgisayarlar cok yavas ama beni en cok sasirtan sey F-16 ucaklarinin sistemini yapan sirketin bir klima kontrolunu yapamamasi!! Butun tesisin klima ayarlari ortakmis, o yuzden ara sıra orada donup kalmamak icin hareket etmek zorundayiz, uyuyakalan yandi!! Tabi ki sik sik cay iciyoruz, gercek birer memur olduk, en hareketli gecen zamanimiz da yemek arasi!! Bir de ilk iki gunumuz oldugu icin yarim saatlik 3 brifing verildi, o kadar.. Stajyer arkadaslarim neyse ki eglenceli kisiler ama yarin baska bir odaya gecicekmisim sanirim.. Butun gun internet sitelerinde dolanmak zorundayim, bildiginiz zaman harcaticak siteler var mi? Sik sik ntvmsnbc ve wikipedia'da dolaniyorum, bir de biliyormusun.net ama ne yazik ki gun basina oynayabilme sayim 5.. Bugun en sonunda saat 5'te dayanamadik, o odada hasta olmamak veya donup kalmamak icin disari cikip bi ihale cevirdik iskambil kartlariyla..ee mesai bitimi 5:30 ve allah'ın unuttuğu o tesislerden şehre gidiş yolumuz mesai bitiminde kalkan servisler..allah kolaylik versin bize!! sanirim sik sik yazicam buraya artik..

Saturday, April 28, 2007

cok yaraticilar

Simdi nerenin oldugunu hatirlamadigim bir yerel gazetede, ortaligi kasip kavuran ve onlarca kisiye aids bulastiran rus bir hayat kadinin kimliginin ortaya cikmasi uzerine atilan manset:
"ORUSBU"

Thursday, April 26, 2007

Cok alakasiz oldu

Bugun Kugu Golu balesine gittim. Sahaneydi; ama bu yazimda bahsedecegim konu o degil. Burada kucuk bir ayrintidan bahsedecegim, orkestradaki en arkada oturan ve 3 perdelik oyunda toplasan 3-5 kere gorev yapmak zorunda olan baterist iki adam gibi. Bir ara gozum onlara ilisti, aralarinda birseyler konusuyorlardi. Daha sonra biri gulmeye basladi. Guldu, guldu, bu ikinciyi de etkiledi ve orada o iki adam gulmekten yerlere yattilar. Izleyicilerin hicbirinin de bu olaydan haberi olmadi. Dusundum de, o goreve herhangi biri getirilebilir mi, 3 saatte toplam 3 kere davula vurmak cok da zor gorunmuyor, ben de bir yandan Kugu Golu orkestrasinda gorev alip bir yandan da o kadar eglenmeyi isterdim.
Bu arada bu aklima Zeynep'le birlikte Viyana'dan Strazburg'a giden kucuk bir ucağin icindeki bir animizi getirdi. Orada da hostes ucak kalktiktan hemen sonra yapilan ikaz anonslarini gerceklestirirken sesi kaymis ve gulme krizine tutulmustu, devamini zar zor getirdi.. Hey gidi gunler!

Sunday, April 15, 2007

Yardım!!

efendim hepinizin fikirlerini bekliyorum:
yazin bir ayligina ny'a gitmek istiyorum, o civarda bildiginiz gidebilicegim bir yaz okulu varsa bilgilerime arz etmenizi rica ederim. Haa, derseniz ki "orda senin ablan var o niye yardimci olmuyo sana?!" , onun kendisine faydasi yok orada ki bana olsun!
Boyle, art&design 'la alakalı olabilir, cok ilgimi ceker, bolumumle alakali olabilir(elektrik elektronik muhendisligiyle), az ilgimi ceker. Lutfen, bildiginiz bir yer varsa beni yonlendirin!

Zor

Kütüphaneden aldigim kitaplarin icinden baskasina ait yazilar cikmasina ve bu yazilari okumaya bayiliyorum. Hani bir film baskasinin hayatina isik tutar ya, baska yasamlar gormek icin izlenen filmlerden cok daha gercekcidir kitaplarin arasindan cikan bu yazilari okumak. Okuduklarimdan yazana dair birseyler cikarmaya calisirim. En azindan kamu mali sayfalarina yazarkenki durumlarina ait birseyler. Gecen gun de Turkce dersi sunumum icin kutuphaneden bir kitap almistim. Sayfalari karistirirken el yazisiyla yazilmis bir siire rastladim. Kimin siiri bilmiyorum; ama bilen varsa lutfen beni bilgilendirsin. Yani, bir saire mi ait yoksa yazan kisiye mi bilmiyorum cunku arastirmama ragmen etrafta boyle bir siir bulamadim. Yazarin affina sıgınarak siiri paylasmak istiyorum (gerci sanirim bir sorun olmaz kendi de kutuphane kitabinin arasina yazdigina gore):

ZOR
Seni sevmek zor,
Kara gecelerde parlayan yildizlar gibi
parlayan gözlerine bakmak zor
Seni ararken cekilen sikintilar zor
Beni seviyor mu sevmiyor mu diye sormak zor
Ama en zor olani beni sevmen!